Savcı Sayan: En büyük Kürt benim!

 

Savcı Sayan: En büyük Kürt benim!

HDP’nin Kürtleri ‘’temsil etmediğini’’ söyleyen Ağrı Belediye Başkanı Savcı Sayan, ‘’Bakın bunu yüksek sesle söylüyorum, en büyük Kürt benim! Kürt tarihini açıp bakın, Osmanlı da dahil olmak üzere benim ailem her dönem mücadelenin içindeydi. Kardeşim siz Kürtler için bir şey istemiyorsunuz’’ dedi.
 Pazartesi Söyleşileri’ne bu hafta konuk olan AK Parti’li Savcı Sayan, seçimi kazanmasıyla beraber Ağrı’da bir anlayışın değiştiğini belirterek, ‘’Ağrı HDP’nin kalesidir, kimse alamaz, dolayısıyla bütün Kürtler HDP’lidir, bütün Kürtler PKK’ya sempati duyuyor anlayışını yıktık. Hiçbir vilayet, hiçbir partinin kalesi değildir. Çalışırsanız, halkla bütünleşirseniz, orayı alırsınız’’ ifadelerini kullandı. Millet İttifakı’nı da ‘’tüm benzemezler bir tarafa toplanmış’’ diyerek eleştiren Sayan, ‘’HDP, hangi konuda İYİ Parti ile anlaşıyor? Müşterek noktanız ne ya da İYİ Parti, bazı şeyleri kabul ediyor mu? Federasyonu, özerkliği, yerel yönetimlerle ilgili kısımları kabul ediyor mu mesela? Yoksa siz mi bu taleplerinizden vaz mı geçtiniz? Misal siz Kürtçe eğitim istediniz. İYİ Parti isteyecek mi? Saadet Partisi bunu isteyecek mi? Örnek veriyorum sadece. Ha diyorsanız ki ‘Evet isteyecekler’ o zaman buyurun bunu deklare edin, açıklayın. Vatandaş da ona göre size oy versin. Millet İttifakı’nda HDP’nin ne işi var hakikaten anlamış değilim’’ şeklinde konuştu. Ağrı Belediye Başkanı Savcı Sayan, çözüm sürecinden Kürt siyasetine, erken seçimden ittifaklara karar birçok konuda Yeni Journal’ın sorularını yanıtladı.   GÜNDEM OLMAK BENİM SUÇUM DEĞİL Söylediğiniz her söz, attığınız her adım olay oluyor, üstelik siyasi polemiklerden de hiç kaçınmıyorsunuz. Tüm bunları gündem olmak için mi yapıyorsunuz? Şimdi birincisi, gündem olmak istemiyorum ve gündem olmak için konuşmuyorum ama güzel şeylerin, ya da sorunlu şeylerin tartışılmasından yanayım. Ülkede bir eksiklik varsa, bir sorun varsa ya da konuşulması gereken bir şey varsa, onu tarafsız, vicdanlı bir anlayış içerisinde sergilemek, konuşmak benim için çok büyük bir olay. Bunu yapmaya çalışıyorum. Bunları söylerken, kamuoyu da bunu beğeniyorsa, bir gündem oluşuyorsa bu benim suçum değil. AĞRI’DA BİR ANLAYIŞ DEĞİŞTİ Ağrı Belediye Başkanı olduğunuzdan beri Ağrı’da ne değişti? Ağrı’da öncelikle bir anlayış değişti. Yani ‘HDP’nin kalesidir kimse alamaz, dolayısıyla bütün Kürtler HDP’lidir, bütün Kürtler PKK’ya sempati duyuyor’ anlayışını yıktık. Bence en büyük devrim, en büyük değişiklik bu. Bu anlayışla yola çıktık. Ondan sonra, halka vadettiğimiz, şeyler vardı, sözlerimiz vardı. Bunları gerçekleştirmek için yola koyulduk. Fakat pandemi süreci birçok hayalimizi, birçok düşüncemizi sekteye uğrattı. 2 buçuk senedir biliyorsunuz Türkiye’de bu konuda bir yasak var. Ama biz bunları bir tarafa bırakarak, şehre ne katabiliriz, ne yapabiliriz diye düşündük. Öncelikle biz, büyük bir devrim yaptık. Bütün ulaşımı kamulaştırdık. 100’ün üzerinde sıfır kilometre otobüs, minibüs aldım. Özel bir hat oluşturdum, ‘Hastabüs’ adı altında. Hastaları evinden alıp hastaneye, hastaneden de alıp evine bıraktırmak için. 0,25 kuruşa öğrenci taşımacılığı yapıyoruz. Türkiye’de böyle bir şey yok. Tüm şehri ışıklandırdık, kültürel faaliyetleri ön plana çıkarmaya çalıştık. Ön değerlerimizi, ‘Hünerli Eller’ adı altında bir çarşı oluşturarak, Ağrı’nın bütün yeteneklerini ön plana çıkardık. YERLEŞMİŞ BAZI ŞEYLERİ YOK ETTİK Ağrı’nın kültürel zenginliklerini, Türkiye’ye, dünyaya tanıtmaya yönelik faaliyetlerde bulunduk. Kendi belediye mücavir alanlarımızın dışında, Ağrı Dağı’nın Nuh’un Gemisi’ni, İshak Paşa’yı, Meteor Çukuru’nu, Diyadin Kanyonu’nu, bunların hepsini ‘Büyük Ağrı Dağı’ projesi adı altında birleştirerek ‘Yüzyılın Projesi’ diye Sayın Cumhurbaşkanımıza sunduk ve gerçekten Türkiye’nin ekonomisini canlandıracak bir projeye imza attık.   HİÇBİR VİLAYET HİÇBİR PARTİNİN KALESİ DEĞİLDİR Ağrı için ‘’Artık AK Parti’nin Kalesi’’ yorumu çokça dillendiriliyor, siz bu yoruma katılıyor musunuz? Hiçbir vilayet, hiçbir partinin kalesi değildir. Çalışırsanız, halkla bütünleşirseniz, orayı alırsınız. Başarılı bir hizmet yaparsanız, orayı devam ettirirsiniz ve siz oraya kale dersiniz. Ama zaten bizim en büyük sıkıntımız, bazı yerleri bazı partilerin kalesi olarak görmemizden geçer. Ben belediye başkan adayı olduğum zaman dediler ki ‘HDP’nin kalesidir’ dolayısıyla 20 puan gerideydik. Ama bir yere mücadeleye gidiyorsanız, hedefinizde de kazanmak varsa, zaten siz kaleleri zapt etmek için yola çıkmışsınız demektir. Eğer bir yerde zapt edilmiş bir kale varsa, ona mücadele etmek denilmez, gidip gereğini yapma denir. Siyasette oyundur, satrançtır, hamledir. Biz de bu hamlelerle başlayarak ya Allah ya Bismillah dedik, Ağrı’ya gittik, Ağrı’da karşımızda 4 tane fotoğraf çıktı. Ben sahayı iyi okuyan birisiyim çünkü yıllardır siyasetin içindeyim. İlk fotoğraf ekonomiydi çünkü millet ekonomiden şikayetçiydi. İkinci fotoğraf sosyolojiydi; millet ‘AK Parti Kürtleri unuttu. Kürtlerle ilgili yanlış kararlar alıyor dolayısıyla burada da bizim yerimiz yok’ anlayışı hakimdi. Üçüncü fotoğraf psikolojiydi; dediler ki, ‘HDP ve PKK kimseye yedirmez, baskı yapar, oyları zorla kullandırır, dolayısıyla boşuna uğraşmayın.’ Dördüncü fotoğraf ise ideolojiydi; Kürt gençleri inandırılmış, kandırılmıştı.   KÜRTLÜĞÜ TEMELLİ VE YÜKSEKDAĞ’DAN ÖĞRENECEK DEĞİLİZ Biz onlara cenneti de vadetsek, onlar kafasındaki ‘Kürdistan’a inanıyordu. Ben gittiğim her yerde herkesle açık açık konuştum. Dedim ki; bakın benim 7 ceddim Kürt. Kürt olduğumu her zaman yüksek sesle dile getirdim ve bundan asla utanmadım. Kürtlüğü Figen Yüksekdağ’dan, Sezai Temelli’den öğrenecek halimiz yok. Eğer gerçekten Kürtlüğü öğrenmek istiyorsanız, karşınızda daha güzel örnekler var. Bediüzzaman var, İdris-i Bitlisi var, Selahaddini Eyyübi var, Melayi Ciziri var. Bunlara bakın dedim. Bunlar hangi yolu denemişse, bizler de bu yoldan yürüyelim. Halk samimiyetime inandı çünkü gerçekleri söylüyordum. Bu adam korkmuyor dediler. Seçim zamanı çıkıp dedim ki; ‘Kime oy veriyorsanız verin ama şunu bilin, kimse burada size baskı uygulayamayacak. HDP’ye mi vermek istiyorsunuz? Buyurun verin.’ Sandıklar açıldığında biz 20 puan gerideyken, 20 puan fark attık. Böyle bir dönüşüme sebep olduk. Az önce de dediğim gibi, kale yok, siz mücadele ederseniz alırsınız. Mücadele etmezseniz, başkası alır. HDP VE İYİ PARTİ HANGİ TAVİZLERİ VERİYOR? Erken veya zamanında seçim tartışmaları sürerken Cumhur İttifakı'nın bileşeni belli, Millet İttifakı da yavaş yavaş şekilleniyor. Sizce seçimde hangi parti hangi ittifakta yer alır? Ben AK Partili olduğum için söylemiyorum, Cumhur İttifakı, yerli ve milli bir düşünce içerisinde, Türkiye’yi daha nasıl ileriye götürebilirim derdinde. Millet İttifakı ise kendi iradesi, kendi elinde değil. Bir rol biçilmiş kendilerine. Tüm benzemezler bir tarafa toplanmış. Hedeflerinde sadece Tayyip Erdoğan var. Dolayısıyla Millet İttifakı’nın yarın ne yapacağını kestirmek çok zor. Örneğin MHP ile AK Parti’nin birçok noktada benzeyen yönleri var ama HDP’yi, Saadet Partisi'ni, İYİ Parti’yi ve CHP’yi bir araya getirecek olan oluşumu siyaseti az çok anlayabilen vatandaşlar mutlaka muhakeme etmeli. Meral Akşener’in İçişleri Bakanı olduğu dönemde Doğu ve Güneydoğu’da zulümleri biliyoruz. Peki, ‘Kürtleri savunuyorum, Kürtlerin haklarını savunuyorum, işkenceyi yok etmek için uğraşıyorum, adalet istiyorum, eşitlik istiyorum’ diyen HDP, sen hangi konuda İYİ Parti ile anlaşıyorsun? Sen hangi tavizleri veriyorsun? İYİ Parti hangi tavizleri veriyor? En azından bunu kamuoyuyla paylaşın. Müşterek noktanız ne ya da İYİ Parti, bazı şeyleri kabul ediyor mu? Federasyonu, özerkliği, yerel yönetimlerle ilgili kısımları kabul ediyor mu mesela? Yoksa siz mi bu taleplerinizden vazgeçtiniz? Misal siz Kürtçe eğitim istediniz. İYİ Parti isteyecek mi? Saadet Partisi bunu isteyecek mi? Örnek veriyorum sadece. Ha diyorsanız ki ‘Evet isteyecekler’ o zaman buyurun bunu deklare edin, açıklayın. Vatandaş da ona göre size oy versin. Millet İttifakı’nda HDP’nin ne işi var hakikaten anlamış değilim. AK PARTİ KÜRTLER’DEN OY ALMAK İÇİN YAPMADI Cumhurbaşkanı Erdoğan, Diyarbakır ziyaretinde çözüm sürecini HDP’nin bitirdiğini söylemişti. HDP ise AK Parti’nin süreci bitirdiğini dile getiriyor. Sizce süreci bitiren kim oldu? Öncelikle şunu söyleyeyim; AK Parti’nin Kürtlere yönelik attığı adımlar Kürtlerden oy almak için değildi. Bunu hep yanlış anlıyorlar. Sanki AK Parti Kürtlerden oy almak için bazı demokratik haklar veriyor. Bakın ben CHP’deyken de AK Parti’nin yapmış olduğu hamleleri görüyordum, biliyordum. O zaman da kendi içimizde tartışıyorduk. AK Parti inandığı için bunu yapıyor. Çözüm süreci iyi adımlarla başladı ancak HDP ve PKK süreci bitirdi. Çünkü bitirmek ve bozmak zorundaydı. Çünkü çözüm sürecinden sonra gördüler ki çözülüyorlar, kendileri de kalmıyor, PKK da kalmıyor. Onlar şöyle sanıyordu; ‘Çözüm sürecinde biz masaya oturacağız, Kürtler bizden yana tavır alacak, biz siyasi bir kimlik olacağız, Kürtlerin yegane temsilcisi olacağız’ sanıyorlardı ama öyle olmadı. Çünkü o süreçte AK Parti’ye doğru bir kervan başladı. Eğer o süreçte HDP’nin oyları 2-3 katına çıkmış olsaydı HDP çözüm sürecini bozmayacaktı. Belki de 40 yıldır akan kan duracaktı ve bu savaş bitecekti ama engellediler. Dolayısıyla burada AK Parti’nin hiçbir suçu yok, süreci onlar bitirdi. PKK 40 YILDIR KÜRT HALKINA NE KAZANDIRDI? AK Parti’nin iktidara gelişiyle birlikte Kürt sorununda nasıl ilerleme oldu? Nasıl algı değişti? 20 yıl önceki Kürt sorunuyla bugün gelinen noktada ne gibi değişimler var? Evet ben CHP’de yıllarca siyaset yaptım. Bugün adına FETÖ dediğimiz yapılanma, 90’lı yıllarda Filistin askısından tutun da, çırılçıplak soyup, sabahlara kadar Kürtlere işkence yaptı. Amaç şuydu; Doğu ve Güneydoğu’da biz ne kadar işkence yaparsak, ne kadar baskın yaparsak Kürtler o kadar çok isyan edecek ve dağa çıkacak anlayışıydı. O süreçte ben çok mücadele ettim, generallerle kavga ettim, valilerle kavga ettim, istenmeyen adam ilan edildim, ‘Siz devletle milleti birbirine küstürüyorsunuz, neden bu zulmü yapıyorsunuz’ dedim. İnsanları işkencelerle öldürdüler, asit kuyularında çürüttüler, bunları unuttuk mu? İşte bu saydığımız sebeplerle Kürtleri isyan ettirip, dağa teşvik ettiler. AK Parti’nin gelişiyle tüm bunlar bıçak gibi kesildi. Dağa çıkanlar yavaş yavaş geri dönmeye başladı. Kürtleri dağa çıkaran bu güçler, bu seferde dağdan inmelerine engel oldu. Türkiye’deki uzantıları da buna destek oldu. En aydın geçinen hatta Kürtler için idol olan Hasan Cemal bile, ‘’500 tane silahlı gücünüzü dışarıda bırakın, göndermeyin, lazım olur’’ dedi. Düşünün bunu diyen bir aydın! Bugün bile o üst akılın ne yapmak istediğini biliyorum fakat burada beni ilgilendiren tek şey Kürtler! Kürtlere soruyorum talep ettiğiniz nedir? Cevap yok. Diyorlar ki AK Parti iktidarı dünyanın neresinde bir Kürt oluşumu varsa engel oluyor. Yahu PKK engel oluyor siz niye vicdansızlık ediyorsunuz. Allah aşkına Erdoğan mı Barzani ile savaşıyor? Allah aşkına Erdoğan mı Suriye’de Salih Müslim ile Mustafa Müslim’in arasına giriyor? ENKS ile PKK’nın arasına Erdoğan mı giriyor? Bugün Kürtlere Kürdistan verilse ilk karşı çıkan PKK olur, kabul etmez. Çünkü PKK’nın kafasındaki model o değil. Bakın PKK ile FETÖ’nün taktikleri aynı. FETÖ nasıl ki yıllarca milleti din üzerinden kandırdıysa bugün PKK da ırk üzerinden kandırıyor. PKK’nın Kürt halkına bugüne kadar ne faydası olmuş? 40 yıldır ne yapmış gelin alt alta yazalım. AK Parti 20 yıldır iktidarda, gelin onun yaptıklarını da yazalım. AK Parti’nin 20 yılda Kürtlere ne kazandırdığını bir tarafa yazalım, PKK’nın da ne kazandırdığını yazalım. Hangisi mantıklıysa ona eyvallah diyelim. Kürtler hakları için mücadele ediyor diyorlar, anadilde eğitim diyorlar, buyurun bir de madalyonun bu tarafına bakalım. 40 yıldır Duran Kalkan, Mustafa Karasu dağdadır bunlar neden tek kelime Kürtçe öğrenmedi. Üstelik o kadar boş vaktiniz var, neden öğrenmediniz? 40 yıldır Kürtçe anadilde eğitimi savunuyorsunuz, zahmet edip keşke siz başlasaydınız öğrenmeye.   Peki sizce çözüm nasıl olmalı? Ben bunları dile getirince Kürt haini ilan ediliyorum, onlar tersini söyleyince Kürt dostu oluyor. Biz eğer Kürtlerle ilgili bir şey yapmak istiyorsak karşımızda en iyi muhatap AK Parti’dir. Hele hele MHP’nin içinde olması bizim çok büyük bir avantaj. Çünkü zaten bir köyde 100 haneden 98’i kavgalı değil, 2’si kavgalıysa sorun kolay çözülür. MHP ve HDP oturup eksikleri, yanlışları tartışsalar iş bitmiştir. Ama buna yanaşmazlar çünkü HDP Kürtler için bir şey istemiyor ve Kürtleri temsil etmiyor. Bakın bunu yüksek sesle söylüyorum, en büyük Kürt benim! Kürt tarihini açıp bakın, Osmanlı da dahil olmak üzere benim ailem her dönem mücadelenin içindeydi. Kardeşim siz Kürtler için bir şey istemiyorsunuz. Siz FETÖ ile aynısınız, isminiz farklı olsa da soyadınız terördür! KÜRTLERİN SİYASETEN GÜÇLENMESİNİ İSTİYORUM Son olarak şunu da sorayım; önümüzdeki seçimlerde milletvekili adayı olmayı düşünüyor musunuz? Partim neyi uygun görürse biz onu yaparız. Kaldı ki ben siyasetin sadece vekillik ve belediye başkanlığı olduğuna inanmıyorum. Her yerde siyaset yapabilirsiniz. Yeter ki ilkeli olun. Ağrı’da her konuşmamda PKK’ya lanet okuyorum, herkesin içinde ve hayatımı tehlikeye atarak üstelik. Çünkü ben doğru bildiğimi dile getirmekten asla vazgeçmeyeceğim. Halkıma bu konuda asla yalan söylemeyeceğim. Ben Kürdüm ve Kürtlerin siyaseten güçlenmesini istiyorum. Bakın dünyanın neresinde olursanız olun, hangi ülkeye ait olursanız olun o ülkenin güçlenmesi ve o ülkede birinci sınıf vatandaş olmanız için ne gerekiyorsa onu yapın. /ÇINAR AYSEL ÇINAR(ÖZEL RÖPORTAJ) BU RÖPORTAJ'da GEÇEN YAZILAR VE GÖRSELLER İZİN ALINARAK YAYINLANMIŞTIR. HİÇBİR ŞEKİLDE YAZI SAHİBİNDEN İZİNSİZ YAYINLANAMAZ!
HDP’nin Kürtleri ‘’temsil etmediğini’’ söyleyen Ağrı Belediye Başkanı Savcı Sayan, ‘’Bakın bunu yüksek sesle söylüyorum, en büyük Kürt benim! Kürt tarihini açıp bakın, Osmanlı da dahil olmak üzere benim ailem her dönem mücadelenin içindeydi. Kardeşim siz Kürtler için bir şey istemiyorsunuz’’ dedi.

 Pazartesi Söyleşileri’ne bu hafta konuk olan AK Parti’li Savcı Sayan, seçimi kazanmasıyla beraber Ağrı’da bir anlayışın değiştiğini belirterek, ‘’Ağrı HDP’nin kalesidir, kimse alamaz, dolayısıyla bütün Kürtler HDP’lidir, bütün Kürtler PKK’ya sempati duyuyor anlayışını yıktık. Hiçbir vilayet, hiçbir partinin kalesi değildir. Çalışırsanız, halkla bütünleşirseniz, orayı alırsınız’’ ifadelerini kullandı.

Millet İttifakı’nı da ‘’tüm benzemezler bir tarafa toplanmış’’ diyerek eleştiren Sayan, ‘’HDP, hangi konuda İYİ Parti ile anlaşıyor? Müşterek noktanız ne ya da İYİ Parti, bazı şeyleri kabul ediyor mu? Federasyonu, özerkliği, yerel yönetimlerle ilgili kısımları kabul ediyor mu mesela? Yoksa siz mi bu taleplerinizden vaz mı geçtiniz? Misal siz Kürtçe eğitim istediniz. İYİ Parti isteyecek mi? Saadet Partisi bunu isteyecek mi? Örnek veriyorum sadece. Ha diyorsanız ki ‘Evet isteyecekler’ o zaman buyurun bunu deklare edin, açıklayın. Vatandaş da ona göre size oy versin. Millet İttifakı’nda HDP’nin ne işi var hakikaten anlamış değilim’’ şeklinde konuştu.

Ağrı Belediye Başkanı Savcı Sayan, çözüm sürecinden Kürt siyasetine, erken seçimden ittifaklara karar birçok konuda Yeni Journal’ın sorularını yanıtladı.

 

GÜNDEM OLMAK BENİM SUÇUM DEĞİL

Söylediğiniz her söz, attığınız her adım olay oluyor, üstelik siyasi polemiklerden de hiç kaçınmıyorsunuz. Tüm bunları gündem olmak için mi yapıyorsunuz?

Şimdi birincisi, gündem olmak istemiyorum ve gündem olmak için konuşmuyorum ama güzel şeylerin, ya da sorunlu şeylerin tartışılmasından yanayım. Ülkede bir eksiklik varsa, bir sorun varsa ya da konuşulması gereken bir şey varsa, onu tarafsız, vicdanlı bir anlayış içerisinde sergilemek, konuşmak benim için çok büyük bir olay. Bunu yapmaya çalışıyorum. Bunları söylerken, kamuoyu da bunu beğeniyorsa, bir gündem oluşuyorsa bu benim suçum değil.

AĞRI’DA BİR ANLAYIŞ DEĞİŞTİ

Ağrı Belediye Başkanı olduğunuzdan beri Ağrı’da ne değişti?

Ağrı’da öncelikle bir anlayış değişti. Yani ‘HDP’nin kalesidir kimse alamaz, dolayısıyla bütün Kürtler HDP’lidir, bütün Kürtler PKK’ya sempati duyuyor’ anlayışını yıktık. Bence en büyük devrim, en büyük değişiklik bu. Bu anlayışla yola çıktık. Ondan sonra, halka vadettiğimiz, şeyler vardı, sözlerimiz vardı. Bunları gerçekleştirmek için yola koyulduk. Fakat pandemi süreci birçok hayalimizi, birçok düşüncemizi sekteye uğrattı. 2 buçuk senedir biliyorsunuz Türkiye’de bu konuda bir yasak var. Ama biz bunları bir tarafa bırakarak, şehre ne katabiliriz, ne yapabiliriz diye düşündük. Öncelikle biz, büyük bir devrim yaptık. Bütün ulaşımı kamulaştırdık. 100’ün üzerinde sıfır kilometre otobüs, minibüs aldım. Özel bir hat oluşturdum, ‘Hastabüs’ adı altında. Hastaları evinden alıp hastaneye, hastaneden de alıp evine bıraktırmak için. 0,25 kuruşa öğrenci taşımacılığı yapıyoruz. Türkiye’de böyle bir şey yok. Tüm şehri ışıklandırdık, kültürel faaliyetleri ön plana çıkarmaya çalıştık. Ön değerlerimizi, ‘Hünerli Eller’ adı altında bir çarşı oluşturarak, Ağrı’nın bütün yeteneklerini ön plana çıkardık.

YERLEŞMİŞ BAZI ŞEYLERİ YOK ETTİK

Ağrı’nın kültürel zenginliklerini, Türkiye’ye, dünyaya tanıtmaya yönelik faaliyetlerde bulunduk. Kendi belediye mücavir alanlarımızın dışında, Ağrı Dağı’nın Nuh’un Gemisi’ni, İshak Paşa’yı, Meteor Çukuru’nu, Diyadin Kanyonu’nu, bunların hepsini ‘Büyük Ağrı Dağı’ projesi adı altında birleştirerek ‘Yüzyılın Projesi’ diye Sayın Cumhurbaşkanımıza sunduk ve gerçekten Türkiye’nin ekonomisini canlandıracak bir projeye imza attık.

 

HİÇBİR VİLAYET HİÇBİR PARTİNİN KALESİ DEĞİLDİR

Ağrı için ‘’Artık AK Parti’nin Kalesi’’ yorumu çokça dillendiriliyor, siz bu yoruma katılıyor musunuz?

Hiçbir vilayet, hiçbir partinin kalesi değildir. Çalışırsanız, halkla bütünleşirseniz, orayı alırsınız. Başarılı bir hizmet yaparsanız, orayı devam ettirirsiniz ve siz oraya kale dersiniz. Ama zaten bizim en büyük sıkıntımız, bazı yerleri bazı partilerin kalesi olarak görmemizden geçer. Ben belediye başkan adayı olduğum zaman dediler ki ‘HDP’nin kalesidir’ dolayısıyla 20 puan gerideydik. Ama bir yere mücadeleye gidiyorsanız, hedefinizde de kazanmak varsa, zaten siz kaleleri zapt etmek için yola çıkmışsınız demektir. Eğer bir yerde zapt edilmiş bir kale varsa, ona mücadele etmek denilmez, gidip gereğini yapma denir.

Siyasette oyundur, satrançtır, hamledir. Biz de bu hamlelerle başlayarak ya Allah ya Bismillah dedik, Ağrı’ya gittik, Ağrı’da karşımızda 4 tane fotoğraf çıktı. Ben sahayı iyi okuyan birisiyim çünkü yıllardır siyasetin içindeyim. İlk fotoğraf ekonomiydi çünkü millet ekonomiden şikayetçiydi. İkinci fotoğraf sosyolojiydi; millet ‘AK Parti Kürtleri unuttu. Kürtlerle ilgili yanlış kararlar alıyor dolayısıyla burada da bizim yerimiz yok’ anlayışı hakimdi. Üçüncü fotoğraf psikolojiydi; dediler ki, ‘HDP ve PKK kimseye yedirmez, baskı yapar, oyları zorla kullandırır, dolayısıyla boşuna uğraşmayın.’ Dördüncü fotoğraf ise ideolojiydi; Kürt gençleri inandırılmış, kandırılmıştı.

 

KÜRTLÜĞÜ TEMELLİ VE YÜKSEKDAĞ’DAN ÖĞRENECEK DEĞİLİZ

Biz onlara cenneti de vadetsek, onlar kafasındaki ‘Kürdistan’a inanıyordu. Ben gittiğim her yerde herkesle açık açık konuştum. Dedim ki; bakın benim 7 ceddim Kürt. Kürt olduğumu her zaman yüksek sesle dile getirdim ve bundan asla utanmadım. Kürtlüğü Figen Yüksekdağ’dan, Sezai Temelli’den öğrenecek halimiz yok. Eğer gerçekten Kürtlüğü öğrenmek istiyorsanız, karşınızda daha güzel örnekler var. Bediüzzaman var, İdris-i Bitlisi var, Selahaddini Eyyübi var, Melayi Ciziri var. Bunlara bakın dedim. Bunlar hangi yolu denemişse, bizler de bu yoldan yürüyelim. Halk samimiyetime inandı çünkü gerçekleri söylüyordum. Bu adam korkmuyor dediler. Seçim zamanı çıkıp dedim ki; ‘Kime oy veriyorsanız verin ama şunu bilin, kimse burada size baskı uygulayamayacak. HDP’ye mi vermek istiyorsunuz? Buyurun verin.’ Sandıklar açıldığında biz 20 puan gerideyken, 20 puan fark attık. Böyle bir dönüşüme sebep olduk. Az önce de dediğim gibi, kale yok, siz mücadele ederseniz alırsınız. Mücadele etmezseniz, başkası alır.

HDP VE İYİ PARTİ HANGİ TAVİZLERİ VERİYOR?

Erken veya zamanında seçim tartışmaları sürerken Cumhur İttifakı'nın bileşeni belli, Millet İttifakı da yavaş yavaş şekilleniyor. Sizce seçimde hangi parti hangi ittifakta yer alır?

Ben AK Partili olduğum için söylemiyorum, Cumhur İttifakı, yerli ve milli bir düşünce içerisinde, Türkiye’yi daha nasıl ileriye götürebilirim derdinde. Millet İttifakı ise kendi iradesi, kendi elinde değil. Bir rol biçilmiş kendilerine. Tüm benzemezler bir tarafa toplanmış. Hedeflerinde sadece Tayyip Erdoğan var. Dolayısıyla Millet İttifakı’nın yarın ne yapacağını kestirmek çok zor. Örneğin MHP ile AK Parti’nin birçok noktada benzeyen yönleri var ama HDP’yi, Saadet Partisi'ni, İYİ Parti’yi ve CHP’yi bir araya getirecek olan oluşumu siyaseti az çok anlayabilen vatandaşlar mutlaka muhakeme etmeli.

Meral Akşener’in İçişleri Bakanı olduğu dönemde Doğu ve Güneydoğu’da zulümleri biliyoruz. Peki, ‘Kürtleri savunuyorum, Kürtlerin haklarını savunuyorum, işkenceyi yok etmek için uğraşıyorum, adalet istiyorum, eşitlik istiyorum’ diyen HDP, sen hangi konuda İYİ Parti ile anlaşıyorsun? Sen hangi tavizleri veriyorsun? İYİ Parti hangi tavizleri veriyor? En azından bunu kamuoyuyla paylaşın. Müşterek noktanız ne ya da İYİ Parti, bazı şeyleri kabul ediyor mu? Federasyonu, özerkliği, yerel yönetimlerle ilgili kısımları kabul ediyor mu mesela? Yoksa siz mi bu taleplerinizden vazgeçtiniz? Misal siz Kürtçe eğitim istediniz. İYİ Parti isteyecek mi? Saadet Partisi bunu isteyecek mi? Örnek veriyorum sadece. Ha diyorsanız ki ‘Evet isteyecekler’ o zaman buyurun bunu deklare edin, açıklayın. Vatandaş da ona göre size oy versin. Millet İttifakı’nda HDP’nin ne işi var hakikaten anlamış değilim.

AK PARTİ KÜRTLER’DEN OY ALMAK İÇİN YAPMADI

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Diyarbakır ziyaretinde çözüm sürecini HDP’nin bitirdiğini söylemişti. HDP ise AK Parti’nin süreci bitirdiğini dile getiriyor. Sizce süreci bitiren kim oldu?

Öncelikle şunu söyleyeyim; AK Parti’nin Kürtlere yönelik attığı adımlar Kürtlerden oy almak için değildi. Bunu hep yanlış anlıyorlar. Sanki AK Parti Kürtlerden oy almak için bazı demokratik haklar veriyor. Bakın ben CHP’deyken de AK Parti’nin yapmış olduğu hamleleri görüyordum, biliyordum. O zaman da kendi içimizde tartışıyorduk. AK Parti inandığı için bunu yapıyor. Çözüm süreci iyi adımlarla başladı ancak HDP ve PKK süreci bitirdi. Çünkü bitirmek ve bozmak zorundaydı.

Çünkü çözüm sürecinden sonra gördüler ki çözülüyorlar, kendileri de kalmıyor, PKK da kalmıyor. Onlar şöyle sanıyordu; ‘Çözüm sürecinde biz masaya oturacağız, Kürtler bizden yana tavır alacak, biz siyasi bir kimlik olacağız, Kürtlerin yegane temsilcisi olacağız’ sanıyorlardı ama öyle olmadı. Çünkü o süreçte AK Parti’ye doğru bir kervan başladı. Eğer o süreçte HDP’nin oyları 2-3 katına çıkmış olsaydı HDP çözüm sürecini bozmayacaktı. Belki de 40 yıldır akan kan duracaktı ve bu savaş bitecekti ama engellediler. Dolayısıyla burada AK Parti’nin hiçbir suçu yok, süreci onlar bitirdi.

PKK 40 YILDIR KÜRT HALKINA NE KAZANDIRDI?

AK Parti’nin iktidara gelişiyle birlikte Kürt sorununda nasıl ilerleme oldu? Nasıl algı değişti? 20 yıl önceki Kürt sorunuyla bugün gelinen noktada ne gibi değişimler var?

Evet ben CHP’de yıllarca siyaset yaptım. Bugün adına FETÖ dediğimiz yapılanma, 90’lı yıllarda Filistin askısından tutun da, çırılçıplak soyup, sabahlara kadar Kürtlere işkence yaptı. Amaç şuydu; Doğu ve Güneydoğu’da biz ne kadar işkence yaparsak, ne kadar baskın yaparsak Kürtler o kadar çok isyan edecek ve dağa çıkacak anlayışıydı. O süreçte ben çok mücadele ettim, generallerle kavga ettim, valilerle kavga ettim, istenmeyen adam ilan edildim, ‘Siz devletle milleti birbirine küstürüyorsunuz, neden bu zulmü yapıyorsunuz’ dedim. İnsanları işkencelerle öldürdüler, asit kuyularında çürüttüler, bunları unuttuk mu?

İşte bu saydığımız sebeplerle Kürtleri isyan ettirip, dağa teşvik ettiler. AK Parti’nin gelişiyle tüm bunlar bıçak gibi kesildi. Dağa çıkanlar yavaş yavaş geri dönmeye başladı. Kürtleri dağa çıkaran bu güçler, bu seferde dağdan inmelerine engel oldu. Türkiye’deki uzantıları da buna destek oldu. En aydın geçinen hatta Kürtler için idol olan Hasan Cemal bile, ‘’500 tane silahlı gücünüzü dışarıda bırakın, göndermeyin, lazım olur’’ dedi. Düşünün bunu diyen bir aydın! Bugün bile o üst akılın ne yapmak istediğini biliyorum fakat burada beni ilgilendiren tek şey Kürtler!

Kürtlere soruyorum talep ettiğiniz nedir? Cevap yok. Diyorlar ki AK Parti iktidarı dünyanın neresinde bir Kürt oluşumu varsa engel oluyor. Yahu PKK engel oluyor siz niye vicdansızlık ediyorsunuz. Allah aşkına Erdoğan mı Barzani ile savaşıyor? Allah aşkına Erdoğan mı Suriye’de Salih Müslim ile Mustafa Müslim’in arasına giriyor? ENKS ile PKK’nın arasına Erdoğan mı giriyor? Bugün Kürtlere Kürdistan verilse ilk karşı çıkan PKK olur, kabul etmez. Çünkü PKK’nın kafasındaki model o değil. Bakın PKK ile FETÖ’nün taktikleri aynı. FETÖ nasıl ki yıllarca milleti din üzerinden kandırdıysa bugün PKK da ırk üzerinden kandırıyor.

PKK’nın Kürt halkına bugüne kadar ne faydası olmuş? 40 yıldır ne yapmış gelin alt alta yazalım. AK Parti 20 yıldır iktidarda, gelin onun yaptıklarını da yazalım. AK Parti’nin 20 yılda Kürtlere ne kazandırdığını bir tarafa yazalım, PKK’nın da ne kazandırdığını yazalım. Hangisi mantıklıysa ona eyvallah diyelim. Kürtler hakları için mücadele ediyor diyorlar, anadilde eğitim diyorlar, buyurun bir de madalyonun bu tarafına bakalım. 40 yıldır Duran Kalkan, Mustafa Karasu dağdadır bunlar neden tek kelime Kürtçe öğrenmedi. Üstelik o kadar boş vaktiniz var, neden öğrenmediniz? 40 yıldır Kürtçe anadilde eğitimi savunuyorsunuz, zahmet edip keşke siz başlasaydınız öğrenmeye.

 

Peki sizce çözüm nasıl olmalı?

Ben bunları dile getirince Kürt haini ilan ediliyorum, onlar tersini söyleyince Kürt dostu oluyor. Biz eğer Kürtlerle ilgili bir şey yapmak istiyorsak karşımızda en iyi muhatap AK Parti’dir. Hele hele MHP’nin içinde olması bizim çok büyük bir avantaj. Çünkü zaten bir köyde 100 haneden 98’i kavgalı değil, 2’si kavgalıysa sorun kolay çözülür. MHP ve HDP oturup eksikleri, yanlışları tartışsalar iş bitmiştir. Ama buna yanaşmazlar çünkü HDP Kürtler için bir şey istemiyor ve Kürtleri temsil etmiyor. Bakın bunu yüksek sesle söylüyorum, en büyük Kürt benim! Kürt tarihini açıp bakın, Osmanlı da dahil olmak üzere benim ailem her dönem mücadelenin içindeydi. Kardeşim siz Kürtler için bir şey istemiyorsunuz. Siz FETÖ ile aynısınız, isminiz farklı olsa da soyadınız terördür!

KÜRTLERİN SİYASETEN GÜÇLENMESİNİ İSTİYORUM

Son olarak şunu da sorayım; önümüzdeki seçimlerde milletvekili adayı olmayı düşünüyor musunuz?

Partim neyi uygun görürse biz onu yaparız. Kaldı ki ben siyasetin sadece vekillik ve belediye başkanlığı olduğuna inanmıyorum. Her yerde siyaset yapabilirsiniz. Yeter ki ilkeli olun. Ağrı’da her konuşmamda PKK’ya lanet okuyorum, herkesin içinde ve hayatımı tehlikeye atarak üstelik. Çünkü ben doğru bildiğimi dile getirmekten asla vazgeçmeyeceğim. Halkıma bu konuda asla yalan söylemeyeceğim. Ben Kürdüm ve Kürtlerin siyaseten güçlenmesini istiyorum. Bakın dünyanın neresinde olursanız olun, hangi ülkeye ait olursanız olun o ülkenin güçlenmesi ve o ülkede birinci sınıf vatandaş olmanız için ne gerekiyorsa onu yapın.

/ÇINAR AYSEL ÇINAR(ÖZEL RÖPORTAJ)

BU RÖPORTAJ'da GEÇEN YAZILAR VE GÖRSELLER İZİN ALINARAK YAYINLANMIŞTIR.

HİÇBİR ŞEKİLDE YAZI SAHİBİNDEN İZİNSİZ YAYINLANAMAZ!

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve agrihaber04.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.